Shameless’ın Yeni Sezonu Ne Zaman Başlıyor?

Uzun bir aradan sonra yeni sayfamda hepinize merhaba!

Bu yazımda sizlere benim oldukça beğendiğim yabancı dizilerden “Shameless” hakkında bahsetmek istiyorum. Şahsen çok sevdiğim bu dizinin yeni sezonu hakkında bilgi almak üzere, mini bir araştırma yaptım bugün. Bu yeni sezon, dizinin 8. sezonu olacak, çekimlerine de Mayıs 2017 itibarıyla başlayacaklarmış. Bir ara başrol oyuncularından Emmy Rossum’un (dizideki adıyla Fiona Gallagher) yeterince yüksek ücret almadığını gerekçe göstererek, diziye devam etmeyeceğine dair söylentiler çıktıysa da, oyuncu geçtiğimiz Aralık’ta attığı bir tweetle kadroda devam edeceğini netleştirmiş ve dizi hayranlarıyla paylaşmış oldu. Bu güzel haber sonrasında şimdi merak ve heyecanla yeni sezonu bekliyorum.  

Umarım her bir sezonu diğerinden başarılı ve eğlenceli olan dizinin bu sezonu diğerlerinden daha da harika olur…

Herkese merhaba!Bugün öğrendiğim bir promosyon haberini sizlerle paylaşmak istedim.

Hemen hemen bu yazıyı okuyan herkes H&M markasını biliyordur. İşte paylaşmak istediğim haber H&M markasıyla ilgili. Az önce markanın çok yakın bir zamanda online satış mağazasının açılacağını öğrendim ve tabi ki sizlerle paylaşmak istedim. Bu güzel habere ek olarak, bir haberim daha var! Eğer sitesine girip “moda haberlerine” üyelik yaparsanız da; online site açıldığında ilk alışverişiniz %20 indirimli olacak! E-mail adresinize gönderilen kodu kullanarak ilk online alışverişinizi indirimli yapabileceksiniz. Bununla bitiyor mu? Hayır!

Bir de e-mailinize gelen kodla mağazadan yapacağınız ilk alışverişe de %25 indirim alabileceksiniz. Önemli bir nokta var yalnız, o da kodun kullanım süresi. Onu da kayıt yaptığınız tarihten itibaren 21 gün içinde kullanmanız gerekiyor. Aslında zaten bütün bu bilgiler size gelecek “Tebrikler! H&M moda haberlerine abone oldunuz!” e-maili ile ulaşacak. Oradan da merak ettiklerinizin cevaplarını bulabilirsiniz. Geriye size hem online hem de mağaza alışverişinde indirimlerinizi kullanmak kalacak.

Mutlu alışverişler olsun!

Merhabalar hepinize! Geçtiğimiz hafta, Ferzan Özpetek’in Cuma günü vizyona giren filmini seyrettim. Evet tahmin ettiğiniz üzere seyrettiğim film; İstanbul Kırmızısı. Oyuncu kadrosu oldukça iyi ve bu filminde oynayanların hepsi Türk. Mekân seçimleri, oyuncu seçimi, kullanılan renkler, styling oldukça başarılı bulduğum noktalar arasında. Kullanılan İstanbul görüntülerinin de turistik olmayışı filmi başarılı kılıyor bence ve böylece klişe şehir manzaraları izlemiyoruz. Karaköy, ada, Galata, Boğaz kullanılan mekânlardan bazıları. Tabii buraların seçilmesinin sebebi muhtemelen bu lokasyonların, şehrin diğer lokasyonlarına göre hâlâ estetik ve tarihi anlamda korunabilmiş olmaları. Kitabını okumadım ama, öğrendiğim kadarıyla çekilen film, kitabın filmi değil, Ferzan Özpetek’in iki İtalyan ile senaryosunu yazdığı bir film. Film; ilk 15 dakikasında içine alıyor sizi fakat dikkatlice seyretmek ve bu sürede verilen bilgileri kaçırmamak gerekiyor. Diğer yandan seçilen cast ve özellikle Halit Ergenç oldukça başarılı ve oyunculuğu gerçekten çok sahici, bu övgüyü tüm oyuncular için yapamayacağım maalesef ama Halit Ergenç’in başrollerden biri olması diğerlerini de sırtlanmak gibi olmuş diyebilirim. Styling de Halit Ergenç kadar başarılı, abartılı olmadan kaliteli. Sahnelerdeki kareler, iç mekanlardaki dekorasyonlar da göz dolduran ve yüksek estetik eseri. Filmin konusu ve akışıyla ilgili detaylı bilgi vermeyeceğim çünkü herkesin seyredip kendisinin karar vermesi gerekir diye düşünüyorum, filmi seyretmeden önce yazıyı okuyanlar için filmin tadı kaçmasın. Ama şunu söyleyebilirim ki; filmde verilmek istenen mesajların altı çizilmeden açık uçlu olarak kişiye bırakılıyor bu nedenle görüş ve değerlendirmeler kişiden kişiye ve bakış açısına göre farklı olacaktır. Özde anlatılmak istenen sevginin her şeyden değerli olduğu ve bunu değişik bir perspektiften bakarak anlatıyor, bana sorarsanız ilginç yapan da bu perspektif zaten. Bu arada unutulmaması gereken başka bir nokta da filmde minik bir rolü olan Gaye Su Akyol. Alışılagelmedik sounda sahip bir müzisyen. Müziği oldukça karakteristik, bir kez dinlediğinizde daha sonra başka bir yerde duyduğunuz zaman kulağınızın ayrıştıracağı türden. Filmde yer alması da bu açıdan oldukça yerinde bir karar olmuş diyebilirim. Filmin Türkiye dışında Avrupa’da da gösterileceğini düşünürsek iyi bir tanıtım olacağını düşünüyorum. Görüntüleriyle Avrupai bir havada olan filmin, müziklerinin de aynı kalitede ve paralellikte olmasına katkıda bulunmuş. Söyleyeceğim son söz; gidip filmi kendi gözünüzden görmek olacaktır, salonlar dolmak için sizleri bekliyor. Herkese iyi seyirler diliyorum.

Bahara girdiğimiz ilk günden hepinize merhaba!Sizlerle paylaşmak istediğim bir parfüm deneyimim var bugün; Jo Malone Myrrh & Tonka.

Eğer daha önce Jo Malone markasını denediyseniz koyu renkli şişe ve şeffaf beyaz şişede sunulan parfümlerin farkını bilirsiniz. Ben de bilmeyenler için söyleyeyim; koyu renk şişe “Cologne Intense” yani daha kalıcı olan diğer şeffaf beyaz olan ise “Cologne”. Koyu renkli şişedeki Intense olanlar esans olarak daha baskın ve kalıcı oluyor. Üretimleri de; içeriklerin yetişmemesi, kaliteli hasat olmaması gibi durumlardan sınırlı bir süre için olabiliyor. Mesela benim çok severek kullandığım Iris & White Musk artık üretimde değil maalesef. Markanın değişik karışımlarını beğendiğim için zaman zaman uğrayıp ne gibi yenilikler var diye bakıyorum. İşte Myrrh & Tonka ile tanışmam da bu sayede oldu. Tabi ki dükkandan içeri girdiğimde tek bir parfümü koklamak gibi bir durum söz konusu olmadığından bir kaç parfüm daha denedim. Yine aynı şekilde Intense serisindendi diğer iki parfüm de. “Orris & Sandalwood” ve “Incense & Cedrat”.

Başta sanki Orris & Sandalwood “Evvett! Budur!” dedirten seçenek gibi durmasına rağmen biraz zaman geçince, hani şu “top note, middle note, base note” meselesi var ya, o duruma göre base note yani kalıcı olan baz nota bana hayalimdeki sandal ağacı gibi odunsu ve oryantal kokuyu vermedi. Bu arada bu denemeleri kağıda sıkmak yerine direkt tenime yapıyorum çünkü etkileşimi kağıda sıkmaktan farklı oluyor teninizde. O sebeple parfümü sıktıktan sonra havayla karışsın yani bileklerinizi birbirine sürtmeyin ve havayla olan etkileşime bırakın parfümü. Biraz süre geçtikten sonra tam oturacaktır ve teninizde nasıl kokacağını anlayabileceksiniz. Denememin sonunda benim için parfüm zevkime en uygun olan Myrrh & Tonka oldu.

Şimdi merak edebilirsiniz “Myrrh nedir?” “Tonka nedir?” diye, onunla ilgili de mini bir açıklama yapayım. Myrrh yani mür özellikle Yakın Doğu’da ilaç yapımında ve parfümeride yararlanılan, kokulu, yapışkan bir reçine türü. Aynı zamanda lavanta yapımında kullanılan kokulu bir çeşit sarı sakız. Parfümün içeriğinde bu öz bulunuyor. Tonka da (Tonka bean yani Tonka tohumu diye de geçer) Güney Amerika’nın tropikal bölgelerinde yetişen ve badem şeklindeki siyah tohumu vanilyanın yerine parfüm yapmakta kullanılan ağaç. Eveeet bu iki içerik parfümdeki içeriklerin bazıları tabii ama en baskınları diyebiliriz. Zaten ismini de onlardan almış. Parfümü sıktığınızda üst nota; lavanta, orta nota; mür, baz notası ise vanilya, tonka ve badem.

Eğer siz de benim gibi hafif odunsu, oryantal ve çeşitli baharatları içeren parfümlerden hoşlanıyorsanız şiddetle tavsiye ederim.

Hayata dair bugünlük benden bu kadar. Enerjiniz yüksek olsun!

İlk blog gönderisi

Herkese merhaba!

Çok yakında buradan sizlerle paylaşacağım yazılarım olacak. Bu yazıların içerikleri neler olacak derseniz, hayata dair tamamen kendi tecrübelerimi ve fikirlerimi yansıtacağım yazılar olacak. Kullandığım bir üründen, gittiğim bir cafeye, seyahate gittiğim yeni yerlerden, alışveriş yapmaya dair ufak tefek tüyolara kadar her şey! En kısa sürede buluşmak üzere, sevgiler.